Feminist Ekonomi Politik ve Honda Otomobil Reklamı







Özel olan politiktir ve politik olan da iktisadidir; . öyleyse kişisel olan sadece politik değil

aynı zamanda da iktisadidir. (Pujol, 1995:19)

İnsan adeta içinde bulunduğu medya toplumunun esareti altındadır. Garip olan, bu toplumsal sistemi de kendi elleriyle örmüş olmasıdır. Onun varoluşunun gereği olan ve medyaya aktarılan/ medyada kurulan sosyal, ekonomik, politik, ahlaki ilişkiler, çeşitli eşitsizliklerin hem kaynağı hem de sonucu olagelmiştir.

Farklı farklı bakış açılarına göre toplumsal eşitsizlikler, sınıf eşitsizliği, cinsiyet eşitsizliği, ekonomik eşitsizlik veya yasalar önünde eşitsizlik olarak çoğaltılmaktadır. Ekonomi politik yaklaşım ise tüm bu eşitsizliklerin kaynağını, hem ekonomik hem de politik süreçlerin etkileşimli bir biçimde topluma uygulanma yöntemi olarak ele almaktadır. Dolayısıyla insanın tüm eşitsizlik biçimleri aslında, üretim biçimi, ürünlerin tüketimi ve kaynakların dağıtılması süreçlerini kapsayan hem ekonomik hem de politik süreçlerden kaynaklanmaktadır.

Cinsiyet eşitsizliği de erkeğin ve kadının toplumun ekonomi ve politik alanlarında (kamusal) ayrışması ve iki cinsiyetin hiyerarşik bir ilişkiye girmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu hiyerarşik durum, medya dahil toplumun her alanında geçerliliğini korur ve sistem de bu eşitsizliği meşrulaştırır. Medya, ürettiği içerikle birlikte hem ekonomik hem politik eşitsizliğin ve dolayısıyla cinsiyet dahil tüm eşitsizliklerin kaynağı olan kapitalist-ataerkil sistemin ideolojisini de tekrar ve tekrar üretir. Bu araştırmada teorik olarak ekonomi politik yaklaşımdan feminist ekonomi politiğe geçiş irdelenmiş ve bu açıdan bir reklam örneğinde cinsiyet eşitsizliği çözümlenmiştir.

1. Ekonomi Politik

“Ekonomi” sözcüğü ev (oikos) ve yasa (nomos) sözcüklerinden türemiş ve bir ailenin geçimiyle ve yönetilmesiyle ilişkili bulunmuştur. Nitekim Aristoteles ailenin ya da evin yönetilmesinin sacayaklarını efendi ve köle, erkek ve kadın, baba ve çocukları olarak belirlemiştir. Ona göre “mülk ailenin, mülk edinme de aile ekonomisinin bir parçasıdır (Aristoteles, 2000: 12-29). Daha sonrasında söz konusu sözcüğün bu anlamı genişleyerek “devlet”i de kapsamıştır.

Görüldüğü gibi ekonomi sözcüğüne eklemlenen “politik” sözcüğü ekonomi ve politiği birbirine ilintilemiştir. Ekonomi politik, üretim, dağıtım ve değişim sisteminin nasıl yönetildiğini, nasıl işlediğini sorgulamakta ve bu süreci açıklamayı amaçlamaktadır (Mosco, 2009: 23). Aslında ekonomi ve ekonomi politik, biri aile, diğeri devletin olmak üzere yönetim sanatını anlatmaktadır (Steuart, 1966: 2). Ekonomi politik kişilerle şeyler arasındaki ilişkinin incelenmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

“Ekonomi politik” veya bir dönem kullanıldığı şekliyle “ekonomi” bir yandan servetin diğer yandan insanın incelenmesini konu edinmektedir. Ancak ekonomi politik yıllar arasında “economics” (ekonomi/iktisat) olarak anılmaya başlamıştır. Bu anlamda Üşür’ün (2003) “Ekonomi Politik: Zarif Mezar Taşları” adlı çalışması ekonomi politiğin iktisat olarak kısaltılmasına, sözcüğün etimolojisine, tarihsel çizgide kullanımına dair geniş bir literatür sunmaktadır. Buna göre, 18 yy’dan sonra ekonomi politik bütünün çıkarlarını ima etmediği gerekçesiyle iktisat olarak kısaltılır. Wicksell’e (2010) göre iktisadi olgunun bir bütün olarak algılanması proletaryanın çıkarlarını konuya dâhil etmeye sevk edeceğinden ve herkese eşit haklar sunulması gerekeceğinden böyle bir kullanım tercih edilmiştir. Ancak ekonomi politik iktisat kavramıyla ifade edilse de tarihsel çizgide sürekli olarak vurgulanmıştır. 1950’lerden sonra ekonomi politik bağlamında demokrasi ve iktisat bağı sorgulanmaya başlamış ve ekonomi politik kavramı artık kullanılmaya başlamıştır.

Diğer yandan ekonomi politik içinde genel olarak iki kol ortaya çıktığı görülmektedir. Klasik ekonomi olan bir kolu, politik liberalizmi meşrulaştırmakta ve Adam Smith ile temsil edilmektedir. Marksist bir çerçeveye dayanan eleştirel ekonomi politik yaklaşım, tarihsel ve materyalist olarak klasik ekonomi politik yaklaşımdan ayrılmaktadır (Dağtaş ve Yıldız, 2015: 123). Marx, klasik ekonomi politiği tarihsellikten uzak olmakla ve materyalist olmamakla eleştirmiştir. Ekonomi politik yaklaşıma cinsiyet temelli bir bakış açısı sunan feminist ekonomi politik ise eşitsizliğin cinsiyetçi boyutuna odaklanmıştır.

2. Feminist Ekonomi Politik


“[B]acaklarıyla patronunun cüzdanına para süpüren

müzikhol dansçısı üretken bir işçidir,

ancak evlerinin dört duvarı arasında ırgat gibi çalışan

proleter kadınlar ve anneler üretken değildir.

Bu kulağa gaddarca ve delilik gibi geliyor

ama tam olarak günümüz kapitalist ekonomisinin

gaddarlığı ve deliliğini ortaya koymaktadır”

(Rosa Luxemburg, 2004 akt. Brown,2016).


Feminist ekonomi politik, Marx, Smith, Ricardo, Mill, Polanyi ve Veblen'in teorilerini kapsayan, klasik ekonomi politiğin feminist eleştirilerinden ortaya çıkan bir çalışma bütünüdür. Bu bağlamda ücret eşitsizliği, ev içi kadın emeği, ataerki ve kapitalist sistemin sömürü ilişkileri, cinsiyete dayalı iş bölümü gibi konular feminist ekonomi politiğin en önde gelen sorunsallarıdır.

Ana akım iktisatın (ekonomi politik), kadını rasyonel bir iktisadi özne olarak değil, üretime girecek bireyin ihtiyaçlarını karşılayan nesne konumunda ele aldığı görülmektedir.

“Genel kabul görmüş iktisat tartışmalarında kadınlar genellikle yok sayılmıştır. Klasik ekonomistlerin çoğu kadınların rasyonel karar alma kapasiteleri hakkında şüpheci olurlarken; kadının ücretinin erkeklerinkinden daha düşük olmasını doğal karşılamışlardır (Eroğlu ve İşler, 2004: 57)”.

Feminist ekonomi politiğin çıkış noktalarından birisi süreç içerisinde “ev ekonomisi”nin ve onu oluşturan birimlerin, kadın ve çocukların, ekonomi tartışmalarının dışına atılmış olduğu gözlemidir. Bu bakış açısı, kadın mücadelesini doğurarak feminist iktisat çalışmalarına yönelik eğilimi arttırmıştır.

Feminist ekonomi politik, iktisadi yaşamda kadının rolünü ve onun sorunlarını tahlil dışı bırakan, yok sayan diğer tüm iktisadi paradigmalara bir başkaldırıdır. Feminist iktisatçılar, toplumsal eşitliği hedefleyerek, toplumsal değişim ve dönüşüme bağlılıklarını açıkça ortaya koymuşlardır. Feminist iktisat paradigmasının ilk çıkışı, daha doğrusu, ilk kez feminist iktisat olarak adlandırılması 1960’lardaki siyasi hareketlerin etkisiyle, emek piyasalarında ayrımcılığın iktisat yazınında en çok tartışılan konu halini aldığı döneme denk gelmektedir. Bu yıllarda kadın hareketinin güçlenmesiyle, ayrımcılığın iktisadi analizi, cinsiyet ayrımcılığını da inceleme kapsamına almaya başlar ve izleyen çalışmalar ayrımcılığın iktisadi kalkınmışlık düzeyi ile yakın ilişkisini irdeler (Albayrak ve Memiş, 2011).

Feminist ekonomi politiğin genel olarak iki kol üzerinde durduğu düşünülmektedir: Bunlar, yerleşik iktisadın feminist bir gözle epistemolojik açıdan eleştirisi ve yerleşik iktisadın karşısına yeni bir iktisat anlayışı koymaktır. Feminist ekonomi politik (Ana akım – Neoklasik, Keynesyen, Kurumsalcı, Marksist) gibi kollarda ayrışması ve feminizm açısından da farklı geçmişe sahip olması (liberal, radikal, sosyalist, post-modernist), odaklandıkları konuların da farklı olması sonucunu doğurmaktadır. Bu çalışma kapsamında yapılacak olan çözümleme Marksist ekonomi politik ve Marksist feminist teori eksenindedir.

Feminist politik ekonomi sadece cinsiyete değil, aynı zamanda farklı güç sistemlerinin ve iktidara erişimin toplumdaki farklı gruplar üzerinde nasıl etkileşim kurduğunu ve onları nasıl etkilediğini de inceleyen kesişimsel bir çözümlemeye olanak tanırlar. Feminist ekonomi politik, hane halkı, piyasalar ve devletler tarafından şekillendirilen cinsiyet, ırk ve sınıf arasındaki karşılıklı ilişkileri ve günlük yaşamın politikasını analiz eder. Feministler, üretken olan/olmayan emek piyasası, ev içi/dışı emek, cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği, iş bölümünün cinsiyet temelli örgütlenmesi gibi konuları geldikleri bağlamdan (Marksizm) koparmadan analiz etmişlerdir.

3. Reklamların Feminist Ekonomi Politiği

Medya ve iletişimin ekonomi politiği geniş bir kuramsal ve kavramsal çerçeveye sahiptir. İletişimin ekonomi politiği, iletişim kaynakları dahil, kaynakların üretimi, tüketimi ve dağıtımını oluşturan güç ilişkilerini ve sosyal ilişkileri çalışmaktadır. Kapitalist medya, değişik yollarla insanları tüketici konumuna indirger ve onları şeyleştirir, metalaştırır.

Genel olarak medya hem ekonomik hem ideolojik patriyarkayı ve kapitalist sistemi meşrulaştıran, devamlılığını sağlayan bir güç halindedir. Yapılan çalışmalar medya içeriklerinin metalaştığını ve bunların bilgilendirmekten çok satış amacını taşıdığını belirtmektedir (Avery, 2009: 13). Fuch (2010) medyayı kullananların kapitalist sistemdeki artı değerin üretimine dolaylı olarak katkı sağladığından ve ücretsiz işçi konumunda bulunmasından söz etmektedir. Örneğin kitle iletişim araçlarıyla geçirilen tüm zamanlar artı değer üretimi için sermaye tarafından sömürülmektedir. “Burada medyanın rolü, medyaya sahip olan ve onu denetleyen sınıfın çıkarlarını yanlış bilinç üretimi aracılığıyla meşrulaştırmaktadır” (Shoemaker ve Reese, 1991: 141). Bu noktada feminist ekonomi politik kadın ve proletarya arasında kurulan bağa/benzerliğe karşı erkekler ile yönetici çıkar gruplarına hizmet eden “yanlış bilinci” açığa çıkarmayı hedeflemektedir.

Karlıdağ’a göre (2013) hedef reklamcılık yöntemiyle özellikle internet sitelerinde gerçekleştirilen reklamlarla, reklam verenler kullanıcıları satın almaktadır. Belli bir kimlik numarasıyla bir dosyada topladıktan sonra kullanıcı bilgileri, reklamcılara ve reklam verenlere satılmakta, çerezleri kullanan sitelere para aktararak, kullanıcılarla ilişkilendirilen sayfalara reklam vermektedirler. Böylece kullanıcılar hakkında her türlü bilgi toplama yeteneğine sahip arama motorları ve paylaşım siteleri hem topladıkları bilgileri satarak hem de reklamları çekerek büyük kârlar elde etmektedirler. Yaratılan ekonomik değer sonucunda oluşan kârdan, bu ekonomik değerin oluşmasına katkıda bulunan kullanıcılar pay alamamaktadır (Fuchs, 2011: 144-145).

3.1. #GüçSendeArtık / Honda Civic[1]

Reklamlara erişim için bkz. https://www.youtube.com/channel/UCiSRpSuNFEvRonzpdkUKF3Q


Honda 1948 yılında Soichiro Honda tarafından Japonya'da kurulmuş Japon bir otomotiv firmasıdır. Başlangıçta motosiklet üretimi yapan firma zamanla otomobil, su motoru, robot, güç ekipmanları motor ve uçak üreten bir firma haline gelmiştir.

2020 yılında otomobil reklamlarını #Güçsendeartık etiketiyle veren firma birkaç kısa reklam filmiyle karşımıza çıkmaktadır. Firmanın kullanmış olduğu etiket “güç” temasını öne çıkarmakta ve araçlarının güçlü birer mekanizmaya sahip olduklarını anlatmaktadır. Yaklaşık dört ya da beş araba modelini tanıtan reklamlarda bu etiketle birlikte erkek sürücülerin aracı kullandığı göze çarpmaktadır. Reklamlarının çoğunda sürücülerin yanında bakımlı, klasik giyimli kadınların oturduğu ve bu kadınların onların eşi veya sevgilisi olduğu izlenimi verilmektedir (bkz resim 1).



Resim 1: Honda Civic reklamı 1(2020)


Reklamların hepsinde erkek sürücülerin kullanılması ve “güç” söylemi ataerkil zihniyeti destekleyen iki önemli unsur olarak öne çıkmaktadır. Reklamların sadece bir tanesinde sürücü “erkek” dışında başka bir erkek ve iki kadın vardır. Arka koltukta oturan erkek, sürücüye çapraz oturmaktadır ve böylece olası bir rekabetin veya bir kıyaslama izleniminin önüne geçilmektedir (bkz. Resim2).



Resim 2: Honda Civic reklamı 2 (2020)


Medyanın materyal üretim (medya ürünü üretmek ve kendi ürünüyle birlikte başka ürünleri satmak) dışında sahip olduğu üçüncü görevi de bilinç yönetimidir. Medya siyasal ve bilinç yönetimiyle ilgili ideolojik faaliyetleri gerçekleştirir ki bu da siyasal ve ekonomik olanın iç içeliğini gösterir. Kapitalist medyanın uygulamış olduğu bu yanlış bilinçlendirme, erkeklerin ataerkil sistem içindeki toplumsal cinsiyet rollerini pekiştirmekte ve kadınları gücün karşısında bulunan “zayıf” konumuna indirgemektedir. Arabayı süren erkek arabadakilerin hakimiyetini eline almıştır ve kendi yoluna doğru onları yönlendirmektedir.

Reklamcılar çeşitli aracılarla halkın demografik özellikleri de dahil olmak üzere, hangi mesajlara ne kadar çok ilgi gösterdiğini öğrenmektedirler. Otomobilin son model olması ve markanın da tekelleşmiş özelliği fiyatının yüksek olacağına işaret etmektedir. Fiyata bağlı olarak, alıcıların statüsü reklam şirketi tarafından belirlenmiş ve buna uygun karakteristikler kullanılmıştır. Kapitalist sistemin göbeğindeki bir toplumda da alıcıların çoğu üst düzey işlerde iyi bir ücretle çalışan erkeklerden oluşacaktır.

Materyali üreten medya, düşünseli ve bununla birlikte kimlikleri üretir. Söz konusu reklamlardaki üst düzey iş insanları görünümünde erkeklerin kullanılması (bkz. Resim 3) Marksist teorinin değindiği alt sınıf/üst sınıf veya proleterya (işçiler, yönetilenler) ve burjuvazi (yönetenler) dualistliğini de ortaya koyar. #Güçsendeartık etiketi burjuvaziyi temsil eden ve güçlü (!) motor hacmine sahip bu lüks otomobil ile erkeklerin, toplumsal cinsiyet kimliklerini yeniden üretmektedir. Birincil, özne konum ve tahakküm uygulayan kimlik, bir otomobilin onlara sunduğu fırsatlardan sadece bir kaçıdır. Öte yandan otomobil, kapitalist sistemdeki özel mülkiyete de bir gönderme yaparak sürücünün de erkek olmasını olağanlaştırmaktadır. Kapitalist sistemde özel mülkiyetin ve ailenin sahibi erkek, buradaki otomobilin ve sürücü koltuğunun da sahibidir.


Resim 3: Honda Civic reklamı 3 (2020)

Honda Civic’in söz konusu reklamlarında, arabayı kullananın eşi ya da sevgilisi olan kadın, ona ekonomik ve sosyal olarak bağımlı oluşunun bir temsilini simgelemektedir. Kadın kapitalist pazarda, ücretli emeğin dışında kalan, ailedeki erkeklerden (işçilerden ve iş için yeme, uyku, temizlik gibi temel gereksinimlerden) ve çocuklardan (yeniden üretilen işçiler) sorumlu tutulandır. Feminist ekonomi politik kadının buradaki görünmeyen emeğine dikkat çekerek, bunun kapitalizmin sürekliliğine nasıl katkı sağladığını açımlamaktadır. Günümüzde çoğu Marksist feminist, ücretsiz ev içi emeği doğrudan artı değerin üretkeni olarak değil ancak dolaylı olarak sermayeyi birikime sokan gücü olarak görmektedirler. Feminist ekonomi politik yaklaşımda, bir taraftan ev içi/dışı emek süreçlerinde kadının rolü irdelenirken diğer taraftan kadının toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin her türden yansımaları çözümlenmektedir.

Diğer yandan kullanılan erkek oyuncuların klasik bir tarzda giyinmeleri, bulundukları mekanlar, yanlarındaki kişilerin görüntüleri onların üst düzey bir işe sahip olduklarını da imlemektedir. Gücün ataerkil tahakkümün yanında bir başka simgesi olan para (sınıf, mevki) burada yine izleyiciye aktarılmaktadır. Bu yolla da söz konusu olan otomobil fetişleşmektedir. Zira otomobil piyasaya girdikten sonra kullanım değerinden değişime değerine geçmiş ve medya, sunmuş olduğu reklamla otomobile, değişim değerine etki eden belirli karakteristik özellikler eklemlemiştir. Bunlar bir yandan tahakküm diğer yandan sınıf/mevki olarak erkeğin iktidarını hem kapitalist hem ataerkil oyunlarla sağlamlaştırmaktadır. Bir meta haline dönüşen otomobil reklamındaki sembollerle şifrelenmiş mesajı ve izleyiciye yapılan bilinç yönetimi, patriyarka ile kapitalizmin nasıl ilişkili olduğunu açıkça göstermektedir.


SONUÇ

Feminist ekonomi politik, ev içi kadın emeği, ücretsiz emek, kadınların çifte vardiyası, düşük ücret, ataerkil ve kapitalist sistemin sömürü ilişkileri, cinsiyete dayalı iş bölümü, yanlış bilinç üretimi gibi noktalarda ekonomi politiğin sahasına dâhil olmuş olur. Feminist ekonomi politikçiler, böylelikle, Marksizmin teorik çerçevesi içine bir metodoloji olarak kesişimselliği yerleştirirler.

Marksist ekonomi politik, tarihsel olarak çelişki, güç eşitsizliği ve sömürü ilişkilerinin teorisidir. Marksist teori, güç ilişkilerinin açıklayıcısı olarak “kadın” üzerindeki baskıyı ve bunun iktisadi yaşamın yeniden üretilmesindeki önemini konu alan feminist iktisadın doğal adresi olagelmiştir. Ancak bu birliktelik feministler açısından çok da “mutlu” bir birliktelik değildir. Evliliği mutsuz kılan nokta Marksizm’in “kadın” konusunu ele alışının diğer tüm piyasa-dışı ilişkileri ele alışı ile aynı olmasıdır. Geleneksel Marksist görüşe göre “kadın” sorunu asıl sorun olan “sınıf ” sorununun bir türevidir; hane içi ilişkilerin analizi de sınıflar arası ilişkilerin analizinde kapsanmaktadır. Bu anlamda aynı sınıf içerisindeki kadın ve çocuklarla erkekler arasındaki farklar çoğu zaman geleneksel Marksist teorinin dışında kalmıştır (Hartmann, 1981). Buradan hareketle Marksist feminist kuram ortaya çıkarak bu alandaki eksikliği gidermeye çalışmıştır. Bu anlamda feminist ekonomi politiğin hem Marksist feminist kuram ile olan ilişkiselliği hem de Marksist teorinin argümanlarına içkin olması temellerinin bu iki zemine gömülmesine sebep olmuş ve ikisi arasında bir köprü görevi üstlenmesine sebep olmuştur.

Sonuç olarak, feminist ekonomi politik, sosyal, politik ve ekonomik iktidar yapıları, kaynaklar ve bunlara erişim arasındaki ilişkide kim, ne ve nasıl ilişkisini anlamamızı sağlar. Bu bağlantının anlaşılması, bir toplumda meydana gelen süreçlerin daha iyi ve daha doğru bir analizini yapmamıza, yapı, özne, mülkiyet ve dağıtım sorularıyla meşgul olmamıza ve ardından toplumları feminist değer ve ilkelere dayalı olarak belirlememize yardımcı olur. Örneklem olarak seçilen bir firmanın reklam filmlerinden oluşan bu kısa çözümleme ekonomi politiğin hem feminizm hem de medya ile bağlantısını ve ortak yönlerini açığa çıkarmayı hedeflemiştir. Bu noktada çalışmanın, eleştirel ekonomi politiğin feminist kuramla yoğurulması olarak tanımlanabilecek olan feminist ekonomi politiğe dair yazında az sayıda olan çalışmaların artması yönünde bir teşvik sunacağı düşünülmektedir. Reklamlar üzerinden alımlanan imge ve temaların sembolize ettiği bilinci açığa çıkarma ve ekonomi politik bir okumayla feminizmin sorunsallarını ele alan bu çalışma ağırlıklı olarak Marksist kurama temellendirilmiştir.

Günümüz medyasının rolü, medyaya sahip olan ve onu denetleyen sınıfın çıkarlarını, yanlış bilinç üretimi aracılığıyla meşrulaştırmaktadır. Reklamcılık sektörü de bu anlamda kapitalizmin ve ataerkilliğin ekmeğine yağ sürmektedir. Burada yapılan çözümlemenin sonunda çözümlenen bu reklamların toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını destekleyerek erkeği güç, statü ve mülkiyetle, kadını eş ve sevgili gibi rollerle eşleştirdiği görülmektedir. Dolayısıyla kadın, üretimin dışında konumlandırılarak yanındaki erkeğin sınıfına dahil olmakta ve özel mülkiyetin (araba) dışında kalmaktadır. Sonuçta, Gücün eyleyicisine dair, eşitsizlikleri meşrulaştıran ataerkil ve kapitalist medyanın söz konusu reklamlarının, şu soruya verecekleri cevap yukarıdaki çözümlemeyi haklı çıkaracaktır: "Güç Hangi Sende'dir?

KAYNAKÇA

Albayrak, Ö. ve Memiş, E. (2011) “Feminist iktisat,” Fe Dergi. 3, sayı 2, 1-3.

Aristoteles (2000) Politika, çev. M. Tuncay, İstanbul: Remzi

Avery, Jonathan (2009). “The political economy of communication looks at the neoliberal market-oriented Canadian television”. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Ottowa: University of Ottowa.

Brown, H., A., (2016). Marx’ta toplumsal cinsiyet ve aile, çev. G. Rastgeldi, 1.baskı, Ankara: Dipnot.

Dağtaş, E. ve Yıldız, M. E. (2015). “Türkiye’de ‘izleyicinin metalaşması’: Televizyon dizilerinin sosyal reyting ölçümlerinin eleştirel ekonomi politik”. Global Media Journal TR Edition, 5 (10). 120-142

Eroğlu, Ö. & R. İşler (2004). “İktisat düşüncesinde kadının konumu ve feminist iktisat”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Araştırma Merkezi Konferansları, Prof. Dr. Salih Turhan’a Armağan 46. Seri, 54-81.

Fuchs, C. (2010). “Labour in informational capitalism and on the internet”, The Information Society, 26, s. 179-196.

Fuchs, C. (2011). “New media, Web 2.0 and surveillance”, Sociology Compess, 5/2, s. 134-147.

Hartmann, H. (1981). “The family as a locus of gender, class and political struggle: The example of housework”, Signs, 6, 366-394.

Karlıdağ, S. (2013). “Ekonomi politik açıdan kisisel verilerin korunması”. Amme İdaresi Dergisi, Cilt 46, Sayı 1, s. 127-152.

Mosco, Vincent (2009). The political economy of communication. London: Sage.

Shoemaker, P. ve Reese, S. (1991). “İdeolojinin medya içeriği üzerinde etkisi”, Medya Kültür Siyaset. Der: Süleyman İrvan. Ankara: Alp Yayınevi

Steuart, Sir J. (1966) An inquiry in to be the Principles of political Economy. A. Skinner (der), Londra

Üşür, İ. (2003), “Ekonomi politik: Zarif mezar taşları”, Praksis, 10, 211- 238 http://www.bagimsizsosyalbilimciler.org/

Witchsell, K.(2010). Lectures on political economy. Montana: Kessinger Publishing

[1] Reklamlara erişim için bkz. https://www.youtube.com/channel/UCiSRpSuNFEvRonzpdkUKF3Q



 

Yazar: Duygu AYDEMİR

237 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör