EĞİTİMDE GÖLGEDE KALMIŞ FELSEFECİLER



İnsanda düşünmenin yeri ve önemi tartışılmazdır. Çünkü şüphesiz ki düşünme, düşünmek insanın parçasıdır ve insanın bir bütün oluşturmasını sağlar. Aslında insanı insan yapar. Çünkü her canlının bir amacı olduğu gibi insanında bir amacı vardır ve insana bu amacı sağlayan, amacı doğrultusunda yön veren yine düşünmektir. Düşünmek insanın bilinç sahibi olduğunun göstergesidir. İnsan zihnini aydınlatan bir güneştir. İnsan her an bir eylem içinde bulunan canlıdır. Dolayısıyla bu eylemlerini ve akışını düşünebiliyor olmasına borçludur. İnsanın yaşamsal faaliyetlerinin temel taşıdır. Yani bir yapının sağlamlığı o yapının temeline bağlıdır.

Düşünmek sözlük anlamı itibariyle ‘bir yargıya varmak ereğiyle bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki bağlantılardan yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak.’ demektir. Peki, düşünce nedir? Elbette ki düşünmenin üründür. Lakin ne şekilde meydana gelmiş bir ürün? Düşünmek mi düşünceden meydana gelir? Yoksa düşünce mi düşünmekten meydana gelir? İşte bu konu tartışılası bir konudur ve birçok yönden ele alınabilir. En çok da günümüzde ‘düşünme eğitimi’ kapsamında ele alınmalıdır. Eğitimde dikkat edilmesi gereken konulardan bir tanesidir. Düşünme ve düşünce birbirinden ayrılamayacak kadar güçlü bağ içerir. Ama eğitimden ele alacak olursak neden düşünme eğitimi verilmelidir? Düşünme eğitimi dersinde bir düşünceyi mi, düşünme metodunu mu, yoksa düşünebilme yetimizi kullanmayı mı öğretilecek? Yani eğitimin amacı neye dayalı olacak? Bu sorular tartışılması kaçınılmaz olan problemlerin sonucunda doğmuştur.

Her şey de olduğu gibi eğitimde de verimliliğin, devamlılığın, öğrenmenin, kalıcılığın yegâne unsuru düşünmektir. Konfiçyus’un da dediği gibi ‘düşünmeden öğrenmek zaman kaybetmektir.’Düşünmenin insanlarla olan ilişkisi her alanda göz ardı edilemez derecededir. İnsana ait düşünmenin bir başka ana kolu da felsefedir. Aslında felsefe insanın kendisinin oluşturduğu bir düşünme biçimidir. Özü gereği insana yakındır. İnsan fıtratı gereği merak duyar, sorgular, düşünür. Felsefe tüm bunların ana başlığıdır. Çünkü felsefede merak duyar, sorgular ve en önemlisi düşünür.

Aslında bana kalacak olursa felsefe dediğimiz şey düşünmektir. Düşünerek insan kendi kendini öğrenmeye teşvik eder. Sokrates öğretmenlere der ki, ‘öğrencilerinize bir şey öğretmeyin, onların düşünmesini sağlayın. Çünkü onlar düşünmeye başlarsa zaten kendi çabalarıyla öğrenirler. Ve bir çaba sonuncunda öğrenilen bilgi, en kalıcı bilgi olur. Asla silinmez.’ Bu yüzden düşünme dediğimiz şeyi harekete geçirebilmek için belirli bir metot gereklidir. İnsanlar kendilerine kurallar koyar, kariyer planları yapar, dini açıdan bakarlar, adalet açısından yaklaşırlar, hayat görüşleri oluşur, sanata bakışları farklıdır. Ancak insanlar bunların adına hep başka bir kavram yüklemiştir. Temelinde ise kendini bulan anlam ve kavram felsefedir. Bu yüzden düşünme eğitimi dersinin erken yaşta verilerek derste belli bir düşünceyi öğretmek yerine nasıl düşüneceğimiz veya düşünme yetimizin ortaya çıkarılması sağlandığı takdir de çocuklar artık ezbere dayalı sistem yerine düşünmenin getirdiği öğrenme dürtüsü ile daha kalıcı bilgiler ve çabalar sarf eder. Bunu ancak hayatımızın her alanında yer almış, her haliyle bizimle bütünleşmiş ama bizim göremediğimiz, farkına varamadığımız bir felsefe yoluyla gerçekleşecektir. Yani bu dersi ancak felsefeciler verirse o zaman daha verimli hale gelecektir. Çünkü düşünmeyi sağlayabilecek temel yapıya sahip olan bir alandır.

Sokrates; ‘bildiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir’ der. Bu sözüyle insanların aslında düşünmeye yaklaşmasını ve doğru bildiklerini tekrar akıl süzgecinden geçirmesini istemediktedir. Düşünmeyi ne kadar az yapar ve az sorgularsak bizim karşımızdaki insanların görüşlerine de o kadar saygımız azalmaktadır. İkili insan ilişkileri açısından onların da düşüncelerine saygı duyup onları dinleyerek kendi akıl süzgecimizden geçirdiğimiz zaman bilgimizin doğruluğunu karşımızdaki kişiye göre kanıtlamış ya da ölçmüş oluruz. Bu yüzden felsefeciler bir konu veya alan üzerin de nasıl düşünüldüğünü aldıkları derslerde gördükleri için onlarda kendilerine bir yol çıkarabilmişlerdir. Bu yüzden hayatımızın her alanında düşünmenin gerekliliğinin farkına varmasından dolayı bu dersi daha verimli hale getirip gördükleriyle bütünleştirerek öğrencilerine anlatılan derslerde bir tez ve antitezleri sunarak çocukların sentez oluşturması ya da kendi görüşlerini düşüncelerini oluşturmasında oldukça faydalı olacaklardır. Günümüz sorunlarına olsun, insan ilişkilerine olsun ve hayatımızın her anına olsun farklı bir boyuttan bakan ve dışarıdan gözlemleyebilen felsefecilerdir. Bu yüzden bu kadar farkında olunmayan durumların ve düşünülmesi gereken fakat göz ardı edilen konuların açığa çıkarılması ve onların üzerinde çalışmalar yürüterek aslında sosyokültürel açıdan refaha kavuşması için felsefecilerin önüne konulan düşünme eğitimi dersi kesinlikle bu alandan başkasına verilmemelidir. Çünkü düşünerek ilerlememiz ve üretmemiz gereken toplumda sisteme ve ezbere dayalı kaldığımız zaman sadece tek bir noktaya odaklı oluruz ve hiç bir şeye katkımız olmadığı gibi kendimizi de yavaşça unutmaya başlarız.

Bir toplumu ancak ve ancak felsefeciler düzeltebilir ve geliştirebilir. Çünkü düşünmeyi esas alan ve ezbere taban tabana zıt giden bir alandır. Bütün savlara saygı duyup onları kendi görüşleriyle iç içe geçirerek sentezleyebilen ve bunu saygı ile yapan başka bir alan yoktur. Hayatın her alanına dâhil olduğu için ne kadar farkına varmasak da bizim hayatımızda hep yeri olduğu için felsefeyi kabul etmemezlik yapmamalıyız. Metotsal ve birikim açısından düşünme eğitimi dersinin felsefecilere verilmesi gerekli. Ancak bunu günümüzde olan atanma problemine çevirmemeliyiz. Yani gelecek neslimiz önemli olduğu için insanlar atanmak adına bu branşa dâhil olup, bu dersi vermek için çalışmamalıdır. Asıl önemli olan bu dersin en verimle hale getirebilecek branşların geleceğimiz açısından yatırım gibi gözüken dersin ana koluna verilmelidir. Çünkü öğretmenlik atanmak için, verilen dersin ana branşına bırakmak yerine dâhil olmayı gerektirmez. O kadar kutsal bir meslektir ki alınan aylık ve atanmanın dışında bu yola girerken öncelikler her zaman neslin geleceği ve neleri başarabilmesi için sağlanacağı yatırımlar olmalıdır. Büyük bir yatırım olarak gördüğüm düşünme eğitimi dersinin gerekliliği aslında eğitim sistemimiz kadar insan ilişkileri ve kutuplaşmayı yıkma açısından da çok güzel bir yatırım olarak gözükmektedir. Düşünerek öğrenilen her şey daha kalıcı hale gelecektir. Artık konuşulanı konuşmak yerine konuşulanın üzerine bir şeyler üretmemiz gerekmektedir. Bu konuda diğer branşlar dersimize lise alanı gibi baksalar da biz ortaokulda felsefe dersi değil düşünmeye dayalı bir ders öğretmek için orada bulunacağımız için onlar açısından da ayrı tutulmamalıyız. İnsanlara bir şeyleri gördüğümüz, incelediğimiz alanlardan dolayı toplum dışı bakarak onlara kazandırabiliriz. Bu yüzden her zaman ama her zaman düşünme eğitimi dersinin zorunlu hale gelmesiyle atılan bu büyük adım için en verimli sonuçlar çıkaracak olan alan felsefedir. Ancak bu ders burada yetinmemeli felsefe dersleri de lisede aşamalı hale gelerek daha fazla verilmeli. Felsefenin önemi artık farkına varılmalı ve aslında toplumda ne kadar büyük bir role sahip olduğunun altı çizilmedir

Tüm bu yazılanlardan yola çıkacak olursak bu dersin asıl amacı belir bir düşünceyi öğretmek yerine aslında nasıl düşünebileceğimizi ve düşünme yetimizi nasıl ortaya çıkarabileceğimize dayalı bir nitelikte olmalıdır. Zira bu husus geri plana atılacak kadar önemsiz değildir. Çünkü eğitim aslında insanın en büyük silahıdır.

Düşün.

Düşünmekten çekinme.

Düşünmek yaşamın ışığıdır, yol göstericisidir.

Düşünmek görmektir, duymaktır, öğrenmektir.

Düşünmek üretmektir.



Resim: http://www.ogrenmeyoldasi.com/egitim-felsefeni-kesfet/


#egitim #felsefeci

 

Yazar: Eda SELVİ

160 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör