BAŞARI ODAKLI PRAGMATİZM



Olayların ilkelerine, nedenlerine, nasıl gerçekleştiklerine bakmadan önce ya da onlara bakmaksızın doğrudan olayların sonuçlarına bakan ve verimli sonuçlara götüren akım pragmatizm. Pragmatizim dediğimizde kötü düşüncelerimiz oluşur. Birini eleştirmek için kullanılır, ne kadar pragmatik bir insansın gibi. Çünkü pragmatizm genellikle kişinin kendi çıkarı dışında hiçbir şeyi düşünmemesine indirgenir. Ancak bu kadar kolay bir düşünce değildir. Eğer öyle olsaydı bir gelenek haline gelmezdi.Çünkü pragmatizmi bir ahlak öğretisi olarak değerlendirmeye almaktayız. Aslında pragmatizm 19. yüzyıl da belirli bir oranda ahlak ve siyaset felsefesinin alt dalların da kendisini göstermiştir. Ancak 20. yüzyıl filozofları tarafından bambaşka biçimde; özellikle de Pierce tarafından dil felsefesi, mantık felsefesi bağlamında ele alınmıştır. Bu anlamda ise değerli veya değersiz olma durumu ikinci planda kalmıştır.

         19. yüzyıl pragmatistlerine örnek olarak ise J. Bentham ve J. S. Mill söylenebilir. Bentham bir ahlak filozofuydu. En uygun eylem modeli, bana en çok fayda sağlayacak eylem modelidir, der. Bu durumda pragmatizm, ahlak felsefesinin bir konusu olarak yani, faydacılık olarak ortaya çıkıyordu. J. S. Mill ise bunu daha da detaylandırarak siyaset felsefesine taşımıştır. Orada ortak faydadan bahsetmektedir. Çoğunluğun faydasına olan şey iyidir, diyordu. Bu filozoflar için (19. yüzyıl pragmatistleri) temel kavram “fayda”  kavramıdır. Bu anlamda 19. yüzyıl pragmatizmine, 19. yüzyıl faydacılığı da denilebilir. Çünkü kelimenin kökü doğrudan faydayı işaret etmemektedir. Bundan farklı olarak “başarı”yı da işaret eder. Bu neden ile yeni pragmatistler, olaya faydalı ya da faydasız diye bakmazlar. Fayda ve başarı arasında önemli bir fark var: Her başarı fayda getirmez. Faydalı olmak özsel bir şeydir; oysa başarı, hedeflenen amaca ulaşılıp ulaşılmadığını ölçer sadece.

       20. yüzyıl pragmatizmine göre doğru/anlamlı ilke, seni koyduğun amaca götüren ilkedir. Pragmatizm, faydadan farklı olarak, insanın amacına en uygun eylem planını ortaya koyabilmesidir. Oysa 19. yüzyıl filozoflarına göre, o amaç size fayda sağlamayacaksa, yapılması gereken faydalı bir şey yapmaktır. (özsel fayda)

     20. yüzyıl pragmatistleri her insanın dünyada iyi ya da kötü bir amacının olduğunu düşünmektedirler. Bu bakımdan da klasik felsefeye yakın dururlar. İlkçağlardan bu yana düşünce şudur: Her insanın hayatta bir yaşama amacı vardır ve bu amaç “mutlulukluk”tur.

          İnsanın bir amacı vardır ama mutluluk nedir? Her insanın amacı da gerçekten mutluluk mudur? Bu filozoflar mutlulukçu ahlak anlayışını şu şekilde eleştirirler: Mutluluk bir tespit değil, bir temennidir. Her insanının amacı bu yüzden mutluluk olmalıdır.

         O yüzden şöyle derler: her insanın amacı, başarılı eylemlere ulaşmaktır. Sonunda sizi üzecek olsun olmasın, bir eyleme kalkıştıysanız kesinlikle başarılı olmak istersiniz. Herhangi bir eylemimiz bir şeyi başarmak için yapılan eylemimizdir. Hiçbir ihtiyacı olmayan kimse bir eylemde bulunmaz.

       Peki, gerçekten başarıyı somut bir ölçüt olarak ele alabilir miyiz? Bu bakımdan pragmatist filozoflar çoğulcu bir sistem ortaya koymaktadırlar. Mutluluk nesnel bir kavramken, başarı özneldir. Her eylem, o eylemi gerçekleştiren kişinin başarılı olma isteği tarafından güdülenir. Peki, başarı nedir? O kişi başarıyı ne olarak ölçüyorsa odur. Bu pragmatizmi öznel bir sistem haline getirir.

         Pragmatizm duygusuz bir sistemdir. Bu yüzden pragmatizm önce mantık alanında ortaya çıkıyor. Mantık alanında hiçbir duygu yoktur. Sadece biçimsel açıdan değer vardır.

            Pragmatist filozoflar şuna inanırlar: Bir taraftan idealist felsefenin ruh anlayışına katılırlar (ne yapıyorsak yapalım ruhsal tatmin elde etmek için yapıyoruz) ve bu bizi hayvanlardan ayıran temel özelliktir. Hayvanların hepsi bedensel tatmin peşindedirler. Pragmatizm genellikle karşıtıymış gibi görülen idealizme yaklaşır. İdealizmden uzaklaşıp modern dünyaya (seküler bilim) yaklaştığı nokta da şudur: Ruhsal tatmin, başka bir dünyada ya da öldükten sonra gerçekleşecek bir şey değildir. Bu ruhsal tatmin seküler bir biçimde bu dünyada (materyal olarak) gerçekleşir. Bu ikisinin sentezini yaparlar. İdealist felsefede ki ruhsal tatmin, modern dünya için bu dünyada olmaktadır. Yani maddi gerçeklikte sağlanacak eylemin bizi mutluluğa götüreceğini söylüyor. Kısacası insan ruhu seküler başarı ile tatmin olur.

            Biz yetiştirdiğimiz ahlaki, toplumsal düzende Platon’dan bu yana şunu görmekteyiz. İdeal olan insanın ruhuna mutluluk verir, maddi olan insana azap verir. Dolayısıyla pragmatizm insan mutluluğunda maddi olanın yeterli olduğunu söylediğinde bu bize eksik geliyor. Ancak bu dönemin filozoflarının temel özelliği insan yaşamına önem vermeleridir. İnsan yaşamından anladıkları şey ise bu dünyadaki yaşam. Dolayısıyla insan tatmin olacaksa ruhsal açıdan başka bir dünyada değil bu dünyada olacak. Kapitalizm bu dünyada bize cenneti vaat eder. Reklam sektörlerine baktığımızda cennette vaat edilen figürleri insanlara vaat ettiklerini görürüz. Sürekli bir sınırsız kaynak, sınırsız tatmin duygusu pompalar. Kapitalizmin yapmak istediği şeyde ruhsal tatmini maddi dünyada gerçekleştirecek eylemi yaratmaktır. Bu bakımdan doğru düşünce, doğru bilgi benim maddi başarımı gerçekleştirmemi sağlayacak eylemdir.

           Özel sektörde çalıştığımızda bir proje sunacağımız zaman bize şu söylenecek: Peki bunun bizim şirketimize faydası ne. Ne kadar kar edeceğim ben bundan. Maliyeti ne kadar, ben bu maliyeti çıkardıktan sonra ne kadar bana kalıyor. Hiçbir proje sunmasanız bile sadece maliyet kar hesabını anlatsanız yeterli. Çünkü buradaki pragmatist sistem sebebe değil sonuca bakar. Bu bize bir mazeret üretme ihtimalini de vermez artık. Çünkü en iyi ve en ahlaklı eylem sonucunda başarı getiren eylemdir. Aslına bakılırsa Kant’ın tam bir tersten okumasıyla karşı karşıyayız. Kant için başarılı ve doğru eylemin sonunda başarı getirmese de niyeti iyi olan eylemdir. Oysa şimdi niyetin istediğin kadar iyi olsun, sonunda başarısız olduysan demek ki bir yerlerde bir şeyi yanlış yapmışsın. Buda senin niyetinin gerçekten iyi olmadığı anlamına gelir diyorlar. Eğer çok çalıştım başaramadım diyorsan, senin çalışma yönteminde bir problem vardır.


 “Dünyanın içinde cennet yaratmak”. Pragmatizmden yola çıkan kapitalist sistem. 

Resim: http://bilimdili.com/dusunce/faydacilik-akimi-faydaciliga-gelen-elestiriler/


#pragmatizm #basari

 

Yazar: İbrahim OKTAY

8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör